Ana içeriğe atla

Sosyal Çevre ve Hayatımız

 Bir gün gelir komşunuz sizin için konuşur, bir gün gelir babanız sizin yerinize karar alır, bir gün gelir anneniz sizin için gelecek planı yapar, bir gün gelir aileniz sizin evleneceğiniz kızı seçer, bir gün gelir karınız sizin için karar verir, bir gün gelir arkadaşlarınız sizi terk eder, bir gün gelir ölüm döşeğine gelmişsiniz hayat bitmiş gitmiş. Yaşamımızı etkileyen sosyal çevre bu mu gerçekten?

Evet, bugünkü konumuz bu. Hayatımızı karartan veya aydınlatan şeyin ta kendisi. Sosyal Çevremiz. Sosyal çevremiz bizi nasıl etkiler? Bize neler yaptırtır? Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm yazımı şu anda ancak yazabiliyorum. Üstüne biraz düşünmem gerekti kimsenin kırılmaması adına. Bu yazıyı yazma fikri tamamen aklıma okulda geldi. O zaman konuya geçelim...

Bölüm 1 - Sosyal Çevrenin Kendisi

 Nedir bu Sosyal Çevre?

 Sosyal çevre tüm dünyada hayatımızı, davranışlarımızı, hareketlerimizi etkileyen ve toplumun oluşturduğu bir sosyal yapıdır. Bu toplumsal yapıyı ise ailemiz, arkadaşlarımız ve günlük hayatta konuştuğumuz insanlar belirler. Biz ömrümüz boyunca bu sosyal yapının içinde büyürüz ve yaşarız. Bu sosyal yapı sayesinde olaylara tepki verme şeklimiz, şivemiz ve bakış açımız çoğunlukla oluşur ve hayatımızı yönlendirmeye başlar. 

Bu yönlendirmeler ile birlikte hayatımızın kaderi de belli olmaya başlar. Neden mi? En basitinden,

- Yeni doğduğunuz zaman size isim veren sosyal çevredir.

- Siz doğuduktan sonra yaşadığınız evi, kenti, ülkeyi, şehri ve ananızı babanızı belirleyen yine sosyal çevredir.

- Sizin herhangibi bir arabayı, evi veya telefonu beğenmenizi sağlayan yine sosyal çevredir.

Bunların sonucundan anlayacağınız gibi aslında hayatta yaptığınız veya yapacağınız neredeyse tüm hareket ve düşüncelerinizi bu sosyal çevre etkiler. Bu çevre sizi olumsuz veya olumlu her yönde etkileyebilir.

Sosyal Çevre Bizi Nasıl Etkiler?

 Sosyal çevre bizi çoğunlukla belli kalıplara sokarak etkilemektedir. Bu kalıplar kısaca,

- Ayakkabı boyacısı mı olacan?

- Yaşın geçti hala evlenmedin ne zaman yuva kuracan?

- Bizim Ali sınavda 420 puan almış Anadolu Lisesine gidecekmiş tercihini yapmış sen ne yapacan çulsuz!

- Olum sen geri zekalı mısın?

- Onu senden önce herkes yaptı bi akıllı sen vardın zaten.

Bu ve benzeri duyumları hayatımız boyunca ailemizden, yakınlarımızdan ve arkadaşlarımızdan hep duyarız. Bu duyumlarının olumlusunu duymamız ise evrende olmayan bir ihtimal zaten. Bu duyumlar sayesinde hayatımız yavaştan yavaşa kararmaya ve körelmeye başlar. Bir gece yarısı yatakta kurduğunuz güzel hayaller yerini boşluğa bırakmaya başlar. Hayattan isteklerimiz azalamaya, özgüvenimiz ise yerle bir olmaya geçer. Bütün bunların sonucunda ortalama 18 yaşımıza geldiğimizde hayattan beklentimiz olmadığı için, özgüvenimiz olmadığı için, en önemlisi özümüzü unuttuğumuz için genel toplum hareketine kaymaya başlarız. Peki o zaman,

Genel Toplum Hareketi Nedir?

Genel toplum hareketi insanların söylentilere göre hareket ederek (Arkadaş çevresi, aile yakınları vb.) karar almasına sebep olan toplumsal olgudur. Örneklerini vermemiz gerekirse: Üniversite ve bölüm tercihi yapılırken çoğunluğun dediğine göre yapmak, İş tercihini en çok para kazandıran işe göre yapmak, Telefon alırken en havalı telefonu almak, İnternetteki akımlara göre hareket etmek ve bahsetmek istemediğim konular.

İşin sonucunda ise kendi kararlarımız yerine biz söylenilen kararları yapmaya başlarız. Bunların toplamında da kendimiz değil, kapitalist sistemin insanı oluruz.

Bu harekete dahil olarak kendi hayallerimizden vazgeçmiş, işin sonucunda hiç olduğumuza inandırılmış oluruz. Bu şekilde istediğimize değil, verilene şükrederiz. Fazlasını düşünmez, planlamaz ve sadece kendi küçük dünyamız için çalışırız.

Bu etkilerle birlikte hayatımız yavaştan yavaşa dijital köleliğe kaymaya başlar. Peki ya o zaman,

Dijital Kölelik Nedir?

Dijital kölelik kısaca tüm dünya çapında medyanın (Geleneksel ve Yeni) yapmış olduğu haber ve dijital içeriklere (Akımlar ve Reklamlar Dahil.) kitleleri kontrol etmesidir. Yani işin özü örnek vermemiz gerekirse, (Vereceğim örnek tamamen uydurmadır) toplumun herhangibi bir alanında kadına şiddet olayı yaşandığında medyanın olayı daha etkileyici şekilde gösterip (Kan, çığlık ve etkileyici sözler ''Saatlerce kıvrandı, canice katledildi'') bu şekilde Feminizm dalgası yaratılarak (Olayların toplumun daha farklı kesimlerine sıçraması.) kadınları bir araya toplayıp oradan algı operasyonu ile işi insan haklarından LGBT'ye bağlanması. (Konunun neredeyse toplumun her kesimini etkilemesi) gerçekleşebilir. Bu şekilde güçlü bir medya kontrolü ile birlikte iş sadece temel konuda kalmıyor, başka maddelere de sıçrıyor. Tüm bunların sonucunda ise insanlar aslında kendileri fark etmeseler bile Twitter'dan bir tweet attıklarında, İnstagram'dan bir paylaşım yaydıklarında kendilerini özgür zannederler. Tüm bu olaylar zinciriyle birlikte tüm dünyada yeni nesil kölelik sistemi hayata geçmiş olur.

Bu şekilde toplumlar kolayca kontrol altında tutulur ve istenildiği gibi idare edilebilir. Çünkü özgürlük sadece toplum içinde geçen bir kelimedir. Özgür olmak toplum için neredeyse hiçbir zaman gerçekleşecek bir olay değildir. İşin arka planı farklıdır. Arka evrende topluma bakış insanlara vaad edilenle terstir. 

Bu sosyal yapı herkesle bağlantılı olduğu için domino etkisi gösterir. Bir toplumsal hareket başladığında sadece birkaç gün içinde dünyanın neresinde olursa olsun virüs gibi toplumun her kesimine yayılabilir. Bu yayılımlar hiçbir zaman tarafsızca olmaz çünkü tüm dünyada toplum her zaman bölünmüş durumdadır.

Toplumun İçi:

Kısaca toplum kesimler olarak 3'e ayrılır. Bunlar ise,

1- İtaat edenler

2- Reddedenler

3-Tarafsızlar 

İtaat Edenler: Genellikle toplumun alt kesimidir. Çoğunluğu parasal olarak fakir kesimdedir. İşçi gurubundan oluşur, çoğunluğu memur zihniyetindedir. Nerede olursa olsun toplumsal hareketlerde neredeyse hiç sesini çıkarmayan kesimdir. Çoğu vakit büyük gücün yanında olmayı seçerler. Kendileri için önemli olan tek şey büyük bir liderdir. Bu lider dini veya siyasi olabilir.

Reddedenler: Genellikle toplumun orta kesiminden oluşur. Tüm dünyada çoğunluğu muhalif tarafta olan kesimdir. Ekonomik olarak daha iyi durumdadırlar. Çoğu kendi işinde veya başka bir işte çalışmaktadır. Bir toplumsal hareket olduğunda çoğu bu hareketi destekler. Bir lideri isterlerse seçebileceklerine, isterlerse de kovabileceklerine inanırlar. Çoğunluğu özgür ruhta yaşamak istemektedir. Refah seviyesinin yüksek olmasından memnun olmaktadırlar. 

Tarafsızlar: Çoğunluğunun refah seviyesi yüksektir. Genelde olaylara karşı ses çıkartmazlar, çıkartacakları zaman ise kendilerini sorgulayıp ona göre çıkarırlar. Tarafa göre hareket edebilirler. Bir toplumsal hareketin en zor yayıldığı kesimdir.

Toplumun içinde hareketler, alışkanlıklar ve geriye kalan her şey aslında sistemin getirisidir. Peki ne o zaman bu sistem? Nerede bunun kökeni?

Kökeni anlatmak zor çünkü iş, insanların birlikte yaşamaya başlamasından itibaren gelişiyor. Birlikte yaşarken oluşan micro sistemler gelişerek patlayıp makro sistemlere dönüşüyor. insanların yaşadığı her bir şehrin mikro sistemi ülke adı altında makro sistemde işliyor. Bu makro sistemleri ise tüm dünya da daha da büyük bir makro sistem yönetiyor. Bu sistem ise adeta bir siyasi parti gibi el değiştiriyor ve başka kökenlere hizmet ediyor. Bu yeni oluşan makro sistem ise aslında diğer makro sistemlerin içinde yer alıyor.

Burada hikayenin bazı kırılma noktaları var.

1 - Hikaye Anlatıcılığı


2 - Maddi Güç


3 - Manevi Güç

1 - Hikaye anlatıcılığı olayın size ne kadar bağlayıcı anlatıldığı ila alakalı bir konudur. Hikaye anlatıcılığında konu çoğunlukla neredeyse tüm dünya da genelde dinden açılır. Dinin içeriği değiştirilebilir. Bu şekilde insanların çoğunluğu dinden soğutulabilir veya bunun tam tersi ısıtılabilir. Çünkü hikaye anlatılırken temel şey insanların o hikayeye ne kadar sadık kalacağı ile alakalıdır çünkü insanların çoğunluğu sisteme göre piyondur. Hikaye istenildiği şekilde insanlara aşılanabilir.

Bunun sonucunda toplumda genel yargılar oluşturulabilir. Bu genel yargıların insanlar ile konuşurken duyduğunuz cümlelerin %70'ini oluşturur. Örnek vermemiz gerekirse: Kahve her zaman Starbuckstan içilir, Bütün dünyadaki en müthiş teknoloji markası Appledır.

2 - Maddi güç ise insanların aldıkları para ile alakalı bir durumdur. Para yeni sistemde dinin bile önüne geçmiş bir konudur. Para insanları, kişilikleri ve nice hayatları bile alabilecek bir unsurdur. Kapitalist sistemde para herkesin alabileceği bir kağıt parçası değildir. Bu yüzden bu makro sistemin içindeki diğer makro sistem olan Kapitalist sistemde para belli yerlere akar. Bu para akan yerlerde ince su boruları vardır. Bu borulardan su ile birlikte halka belli miktarda gerçek paranın çok azı akar. Paralar ıslanmış geldiği için o paralar yarısı kullanılamaz. Maddi güç sadece belli kaynakların elindedir. Bu sistem insanları saatlerce sadece çalışmaya iteler.

3 - Manevi güç ise ilahi güçtür. Sistemin içinde en zor çözülen ama en kolay bulunan şeyin ta kendisidir. Manevi güç gücün kendisidir. Şu anki sistemin en büyük düşmanıdır. Bütün bunların sonucunda ise hayatımız şekillenir.

Peki ya bu sisteme karşı nasıl korunabiliriz?
o da bende kalsın :)

SAYGILARIMLA

KOPYALANAMAZ